ÖZEL MECİDİYEKÖY ÇEVRE HASTANESİ
ANATOMİ (OMURGA)
Vücudumuzu taşıyan ana yapıdır. (Binalardaki ana sütunlar gibi) Kafa alt bölümünden başlayıp, kuyruk sokumuna kadar devam eden omur adını verdiğimiz birçok kemiğin üst üste diziliminden oluşur. 7 adet boyun, 12 adet sırt ve 5 adet belde olmak üzere 24 adet omur Omurgayı oluşturur. Bu 24 omur Pelvis dediğimiz leğen kemiğini ortada birleştiren Sakrum adlı kemiğin üzerinde yukardan aşağıya yerleşirler. Omurga vücudumuzu taşıyan ana yapıdır. Binanın ana sütunları nasıl kiriş ve duvarlar ile destekleniyorsa, omurgayı da destekleyen kas, bağ ve eklem dokuları vardır. Her omur boyun, sırt ve belde küçük farklılıkları olsa da birbirine benzer. Bir omuru incelersek bir bütün olmakla birlikte 3 bölümden oluştuğunu görebiliriz. Önde gövde bölümü, ortada omurlar arasında eklemleşmeyi sağlayan pedikül adlı çıkıntı ve arkada pediküllerin birleşip Y şeklini aldığı Spinöz çıkıntıları vardır. Orta bölümdeki Pedikülden yukarıya ve aşağıya uzanan çıkıntılar; üstteki ve alttaki omurların benzer çıkıntıları ile kiremit tarzı eklem yaparlar ve omurların kaymasını engelleyen ana eklem burasıdır. (faset eklemi) 2 omur gövdesi arasında, gövdenin şekline uyan “Disk” adını verdiğimiz bir yastık vardır. (musluk contası gibidir) Bu yastık, elastikiyeti nedeniyle hem omurların değişik yönlere belli derecelerde hareket etmesine izin verir, hem de omurlara yük ve hareket nedeniyle yüklenen basıncı üzerine alarak onların bozulmasını hatta kırılmalarını engellemiş olur. Disk 2 ana bölümden oluşmaktadır. Çevresini oluşturan daha sert kıkırdak yapı ve iç bölümdeki daha yumuşak jele benzer bölümdür bunlar. Omurun orta bölümündeki boşluk, omurlar üst üste dizildiğinde bir kanal halini alır. Bu kanal kafa tabanından kuyruk sokumuna kadar tüm omurga boyunca içinde uzanır. Hortuma benzeyen bu kanalın içi beyin-omurilik sıvısı ile doludur. Beyin sapından itibaren omurilik halini alan sinir dokusu bu su yatağının içinde boylu boyunca uzanır ve korunmuş olur. Normalde omuriliği baskılayan veya sıkıştıran hiçbir yapı yoktur ve omurilik bu sıvı yatağı içinde yüzer haldedir. Her iki omur arasında yanlara doğru sağlı sollu birer kanal oluşur. Bu kanallardan omurilik’ den ayrılan sinir kökleri ayrılırlar ve vücudun ilgili bölümlerinin elektriğini iletmek üzere belli yollardan geçerek ilerlerler. Yani her iki omur arasından sağlı-sollu birer sinir ayrılmış olur. (Örneğin 3. ve 4. boyun omuru arasından çıkan 4. boyun siniri omuz kaslarına giderek elektriğini iletir ve omuz hareketlerini yaptırmış olur. Bir diğer örnek olarak belin 4. ve 5. omuru arasından çıkan 5. bel sinirini verebiliriz. Üstten ve alttan çıkan 2 kökle birleşerek Siyatik siniri oluşturan bu sinir ayak kaslarına elektriğini iletir ve ayağın yukarıya-geriye hareketini yaptırmış olur.) OMURGANIN 3 GÖREVİ VARDIR: 1) Taşıma (hem vücudun kendisini, hem de vücuda binen yükleri ve taşıdıklarımızı) 2) Hareket ( Değişik yönlere belli derecelerde) 3) İçinde uzanan omuriliği koruma.
BEL FITIĞI NEDİR?
Bel Fıtığın kelime anlamı “göç etme” dir. Diğer bir deyişle bel fıtığı bir yapının “taşma”, “yırtılma” veya “kopma” şekillerinde bulunması gereken sınırların dışına çıkmasına yapılan tanımlamadır. Kasık fıtığında karın duvarındaki bir zayıf alandan bağırsaklar ve karın içi yapıları dışarıya taşarken, mide fıtığında ise diyafram dediğimiz karın ile göğsü birbirinden ayıran duvardaki zayıf bir alandan karın içindeki midenin göğse girmesi kastedilir. Omurgadaki fıtıklar ise nerede oluşmuşlar ise ona göre isimlendirilirler: boyun fıtığı, sırt fıtığı veya bel fıtığı gibi. Burada bel fıtığı omur gövdeleri arasındaki “disk” adını verdiğimiz yapının; taşma (bulging), yırtılma (protruzyon) veya kopma (serbest parça=sekestr) şeklinde kendi sınırları dışına çıkması sorunu oluşturur.